Farklı Bir Evrende Seni Anımsamak
"Tatlı bir rüzgarın ensemizden eserek yavaş yavaş ilerlediği patika bir yolda yürüyoruz. Elimde tutmayı sevdiğim avuç içlerin, güneş henüz batmamış. İçimde bir karanlık merhabalar beni, sanki çok uzaklara gidiyor gibi... İşte o an yıldızlardan bir basamak oluşup gökyüzüne, hızlı hızlı ilerliyoruz arşın göğsüne ve bir anda yutuyor bizi en derinine."
Rüzgar dağılımıştı. Karanlık epey sessiz ve hüzünlüydü ve ben seni arıyordum. Karanlıkta ve hiç görmüyorken, hayalinin varlığını yaşatıp zihinimde, seni arıyordum. Bir kutunun içinde yankılanır gibi yankılanıyordu hatıralar, ben gülümseyişini arıyordum. Beynimde haykıran bir piyano parçası, yüzümde buğulanmış gözlerimden akan yağmur damlası... Ellerimi uzattım ve karanlığı delip geçtim. Bembeyaz bir sayfayı açtım kendi kendime. Şimdi her şey aklımı kaybedecek kadar aydınlık! Her şey seni yaşatabilecek kadar umutluydu. Ve birden bire gece oldu. Milyon yıl geçti, milyon güneş. Ve milyon bulut yağdı toprağa, belki milyon yıl geç. Cümlelerim anlamsızlaştı, okuyamadım. Kelimelerim birer birer döküldü ellerimden, tutamadım. Düşüncelerimi yazmak istedim ve yazamadım. Saçmaladım, saçmaladım, saçmaladım. Sonra kendimi bir fanusun içine yakaladım. Gözlerimi kapattım ve masalların gerçekliğine inanır gibi inandım sana.
Uzayın derinliğinde yürüyorduk ve çok garip bir şekilde sevdiğimiz her şey yanımızdaydı. Güneş, bulutlar, kitaplar. Antika mavi bir plakta en sevdiğimiz şarkı çalıyor...Üstelik bir deniz de getirmişsin yanında. Etrafında ormanlar olan...Kuşların ne işi var burada? İçinde mutlu insanlar olan. Bir gezegenin eteğinde bisikletler sürüyorduk. Mutlu melodiler canlanıyordu etrafta. Sanki her şey istediğimiz gibi süslenmiş, sanki zaman hep istediğimiz gibi hiç geçmiyor. Fakat zihnimde senle olan anılarımda; milyon yıl geçiyor, milyon güneş ve binbir tane yıldızın arasından sıyrılıyor ürperen bedenimiz. Gecenin şahlanmış karanlığına meydan okuyor sevgimiz, bu hoyrat rüzgarı savurup geçiyor.
Seninle anlamlaştı tüm yoksunluğum,
Senle anlam buluyor tüm zamanlar,
Seninle yaşıyorum sevinçlerin en parlağını.
Bir güneşin gözlerimi kamaştırması gibi,
Dolduruyorsun gözlerimi.
Anımsıyorum en saf ve savunmasız hâlini..
Hem güneşten çok uzağız hem de sımsıcak. Belirsiz bir karanlığın belli bir rotasına sürükleniyoruz. Ve varıyoruz yavaşça, nereye geldigimizi bilmeden. Uzayın ortasında bir yola koyuluyoruz. Sonra bir gezegenin yeşil bir vadisinde, bütün çiçekler mutlulukla açmış ve gökyüzü en az hayalindeki kadar parlak. Yürüyorsun. Bembeyaz gülleri kucaklamışsın, yüzünde hep istediğin o şeyin mutluluğu var. Seni böyle anımsamak tasvir ettiğim hayal dünyasında yaşamak kadar güzel, anlamlı ve canlı. Sen hayal dünyamda gerçekte gördüğümden daha anlamlısın ve seninle birlikte olan her şey de seninle anlamlı.
Ve bir anlam öteki anlamını aldı okyanusun hiç bilinmeyen koylarına açıldı. Güneş sarı saçların gibi parlıyor. Seninle göğüs kafesimi darmadağan eden bir piyano parçasıyla okyanusa açılıyoruz. Vedalaşıyoruz güzel olan her şeyden. Güzel olacak her şeyi yaratmaya koyuluyoruz...
• Yazılarımda hiçbir şahsa itafen düşünceler paylaşmıyorum. Kafamdaki hiç yaratılmamış bir insan üzerine düşünüyorum ve yazıyorum..."
Bu blogtaki tüm içerikler bana aittir, isimsiz ve izinsiz paylaşım yapılamaz.
Görseller Pinterestten Alıntıdır.*
Pelin Semiz
Yorumlar
Yorum Gönder