YUVA
Hayatın her anında bedenimizin herhangi bir yere ait olması için hepimizin kazdığı yuva farklıdır. İnsan doğası gereği var oluşundan itibaren ölümüne kadar hep kendini ait hissedeceği bir yuva bulma arayışındadır. Çoğumuz kendilerini dünyaya getiren öznelerle birlikte yaşamaktayken diğerleri dediğimiz kişiler için hayat adil bir tabiat olmayabiliyor. Aslında neden diğerleri diye adlanırıyoruz ki? Onları çoğunluktan ayıran şey sadece kalabalık bir yuvada yaşamaları mıydı? Hayır. İnsan doğası gereği her zaman yalnız olabilmenin riskini alarak devam edebilmelidir. Peki bu doğru mudur? Aslında her şey sorgulanabilecek mahiyette ve sorgulandıkça çoğu fikir anlamlı hâle gelebilir.
Bedenimizi koruduğumuz, ait olacağımız bir yuvadan bahsettik. İnsan bazı durumların zorluklarının çaresizliği içinde, kaybettiklerini kabullenerek ve kazandıklarının çoşkusunu yaşayarak yaşamına devam eder. Bazen yuvasındaki bireylerin desteğiyle daha kolay veya zor atlatabilir. Dışarıdan göründüğünde sizin için kolay atlatılabilecek her durum o özne için üzerinden atlanılması en zor engel olabilir. Bazı yuvalar çok kalabalık, bazıları hayattaki en mutlu öznelerle doludur ve maalesef ki bazıları ise hayal kırıklığıyla dolu tek kişilik yuvalardır..
Tek olmak, bence yuvada kalabalıklar arasında tek olmak, bir insanın yüreğine en acı verici durum ve yaşam boyunca tek olmanın ağırlığını bedeninin her hücresinde gittiğin yere götürmek sanırım en acı olanı olabilir. Fakat bazen şaşırtıcı bir şekilde bu durum seni güçlendiren bir metafora dönüşür. Eğer duygusal biriysen her gün şunu düşünürsün. "Allahım, çok saçma. Etrafımda bir sürü kalabalık var ve bir tanesi bile beni anlayabilecek bir zihine, anlayışa, empatiye ve farklı açılardan düşünebilme kabiliyetine sahip değil!" Akıl almaz bir şekilde gözünün önünde var olmalarını görmene rağmen fark edilmemek, bir insanı hiçe saymak, dinlenilmemek ve yokmuş gibi davranmak kelimenin tam anlamıyla boktan bir durumdur. Hele ki seni dünyaya getiren öznelerden bu gördüğün tepkiler ise seni uzun geceler düşünmeye zorlayabilir. Çok fazla seçeneğin yok, bazı şeyleri senin tercihin olmasa da kabul ederek yaşamak senin canını acıtan bir hançerdir bazen. Tıpkı o yuvanın bir öznesi olmak gibi... Bazen ise o acı durumu yaşamanın sonucunda mutluluklarla süslenmiş bir hayatın sana hediye edileceğini düşünerek onu kabullenirsin. Fakat sabrın gittikçe sınanır ve bozuk lavabonun musluğundan damlayan su damlacıkları gibi içinden her saniye bir şeyler eksilir. Kalbinde havai fişekler patlar ve bazen tüm bu olumsuzlukların seni boğduğunu düşünürsün. Bu benim için panik düşüncelerden ibarettir.
İnsan kendini öldürebilen ve aynı zamanda kendini iyileştirebilecek fiziksel güce sahip olan bir varlık olarak tanımlanır. Çoğu zaman inancımızla içinden çıkamayacağımız şey yoktur. Ama bazen dengeler tahmin ettiğimi gibi de gitmez. Peki inanç? Nasıl bir güce sahiptir? Bence her konuda bambaşka güce sahip bir enerjidir. Örneğin bir yere gitmeye tam anlamıyla inandığında onu gerçekleştirebilmek için hayatta hiç başvurmadığın yolları seçebilirsin. Risk alır, çabalarsın ve sonucundaki ihtimal seni üzecek olsa bile, en azından çabaladım diyebilmek için inanırsın.
Yarın güneşin tekrardan doğacağına inandığımız için hepimiz ilk okulda beslenme çantalarımızı akşamdan hazırladık. Veya o sınavdan yüksek alabilmenin başarısına inandığımız için saatlerce çalıştık. Eğer bir yol uzunsa ve daha gidecek çok yolumuz varsa, biz o yolu bitirmenin inancıyla yola koyulduk ve devam ediyoruz. Hayat standardımızı yükseltebilmek için daha fazla çalışıyoruz ve mesaiye kalıyoruz. Bu evrende her şey birbirinin parçası. Ben her şeyin bir sebebi olduğuna ve o sebebin hayat puzzleımızın bir parçası olduğuna inananlardanım.
Sonuç olarak bazen düşündüklerimiz, yaşadıklarımız, hissettiklerimiz, eksiklerimiz aslında inançlarımızla bağlantı içindedir. Yaşamımızın bu seviyesine kadar bir şeylere karar verdik çünkü inandık. Bundan sonra karar vereceğimiz çoğu şeyin ta kendisi inandıklarımız. Artık geçmişi sorgulamayan biri olarak, geçmişte "nasıl yapacağım?, nasıl atlatacağım, nasıl mutlu olacağım?" dediğim her şeyi başarmadan önce inanmışım aslında.
'Ne garip...'
'Bu blogtaki tüm içerikler bana aittir.'
*Görseller Pinterestten Alıntıdır.*
Pelin Semiz
Yorumlar
Yorum Gönder